Avrupa genelinde aşırı sağ partiler yalnızca seçimlerde daha fazla oy almakla kalmıyor; siyasi tartışmanın sınırlarını da yeniden çiziyor. Siyaset bilimci Dr. Hacı Çevik’e göre asıl değişim seçim sonuçlarından çok daha derinde yaşanıyor.
Avrupa’nın Aşırı Sağı İktidarın Merkezine Taşındı
Retell’e konuşan siyaset bilimci Dr. Hacı Çevik’e göre Avrupa’da yaşanan dönüşüm, yalnızca aşırı sağın yükselişiyle açıklanamaz. Asıl mesele, toplumların giderek daha dışlayıcı ve otoriter söylemlere açık hâle gelmesi.
“Ekonomik krizler, göç dalgaları, güvenlik kaygıları ve bir türlü dinmeyen kolektif belirsizlik duygusu… Bunların birikimli etkisi, toplumsal tahayyülleri öyle bir noktaya taşıyor ki insanlar daha otoriter, dışlayıcı, homojenleştirici çözümlere kapı aralıyor.”
Dr. Hacı Çevik
Ancak Çevik’e göre belirleyici olan yalnızca krizler değil:
“Asıl mesele, toplumun geniş kesimlerinin aşırı sağın ürettiği söyleme giderek daha açık hâle gelmesi, demokrasinin çoğulcu ilkelerinin kitleler nezdinde aşınmasıdır.”

Merkez Sağa Değil, Merkez Aşırı Sağa mı Yaklaşıyor?
Bu dönüşümün nasıl işlediğini görmek için Almanya örneği dikkat çekici. CDU/CSU gibi köklü merkez sağ partilerin göç tartışmalarında AfD’nin diline yaklaşması, sosyal demokrat bir gelenekten gelen SPD’nin ise sertleştirilmiş sınır politikalarını desteklemesi, Avrupa siyasetinde yaşanan daha geniş bir değişimin işareti olarak görülüyor.
Dr. Çevik bunu, aşırı sağın oy oranlarından bağımsız bir başarı olarak değerlendiriyor:
“Merkez partiler aşırı sağa göre pozisyon almaya başladığında, söylem zaten oraya taşınmış demektir. Mevcut krizler bu yolla daha da ağırlaşıyor.”
Dr. Hacı Çevik
Aşırı sağın etkisini yalnızca seçim sonuçlarıyla ölçmenin yetersiz olduğunu savunuyor. Ona göre önemli olan, siyasi merkezin hangi yönde hareket ettiği.
Kriz Zamanlarında Hedef Kim Oluyor?
Toplumların ekonomik ya da siyasi sarsıntılar yaşadığı dönemlerde göçmenler ve mülteciler çoğu zaman tartışmaların merkezine yerleşiyor. Çevik, bunun tesadüfi bir durum olmadığını söylüyor:
“Göçmenler toplumsal hiyerarşinin en kırılgan kesiminde yer alır. Kriz anında öfke ile korkunun güvenli bir hedefe ihtiyacı vardır. Göçmenler hem siyasi olarak savunmasızdır hem de ‘dışarıdan gelen’ imgesiyle kültürel tehdit anlatısına hazır birer kalıp sunar.”
Dr. Hacı Çevik
2024 yılı sonunda Almanya’nın Magdeburg kentinde yaşanan Noel pazarı saldırısı Çevik’e göre bu dinamiğin çarpıcı örneklerinden biriydi. Olayın göçmenlerle bağlantılı olmadığı ortaya çıkmadan önce sosyal medya platformları göçmenleri suçlayan paylaşımlarla dolmuştu.
“Toplum bir kolektif sarsıntı yaşadığında, öfkesini ve korkusunu dökebileceği bir ‘suçlu’ arar. Göçmenler o aranan ‘suçlu’dur, çünkü aynı zamanda sembolik yük taşıyıcısıdır. Kriz anında toplumun sınırları daraltılır ve göçmenler bu sınırların hep dışında konumlandırılır.”
- Algoritmik Avantaj: Sosyal medya platformları etkileşimi artıran içerikleri öne çıkarır. Öfke, korku ve tehdit duygusu yaratan paylaşımlar daha fazla görünürlük elde eder.
- Dezenformasyon Ağları: Küçük ölçekli sahte haber siteleri ve Telegram kanalları, komplo teorilerini ve çoğu zaman yanlış olan göçmen karşıtı anlatıları sürekli yeniden üreterek dolaşıma sokuyor.
- Influencer Etkisi: YouTube ve TikTok’ta komik, hafif kılığına bürünmüş içeriklerle yayılan sağcı influencer etkisi; özellikle genç kuşakları farkında bile olmadan etkiliyor.
Algoritma, Yalan ve Influencer Üçgeni
Çevik’e göre sağ popülizmin yükselişini anlamak için artık yalnızca seçim kampanyalarına, mitinglere veya parlamento tartışmalarına bakmak yeterli değil.
“Asıl savaş başka bir yerde, telefonlarımızın ekranlarında veriliyor.”
Son on yılda dijital platformların siyasetteki rolünün belirgin biçimde arttığını söyleyen Çevik, bu dönüşümü üç temel unsur üzerinden açıklıyor: algoritmalar, dezenformasyon ağları ve sosyal medya influencer’ları.
Çevik, Elon Musk’ın Twitter’ı (X) satın almasının ardından bu tartışmaların daha da görünür hâle geldiğini düşünüyor: “Almanya’da AfD’nin sosyal medya hesaplarının görünürlüğü, merkez partilerin tüm kampanya biçimlerini gölgede bıraktı.”
“Dijital alan Habermas’ın idealindeki rasyonel tartışma ortamından uzak. Bugün orada hâkim olan kanıta dayalı bilgi değil, duygusal mobilizasyon.”
Dr. Hacı Çevik
Özellikle genç kuşakları etkileyen influencer figürlerinin gücü, geleneksel siyasetçilerin çoğu zaman kullanamadığı araçlardan geliyor: mizah, ironi ve gündelik dil. “Alternatif hakikat popüler olanın içine yediriliyor. Özellikle genç kuşaklar bunun farkında bile olmadan etkileniyor.”
Peki Ne Yapmalı?
Çevik, ortaya koyduğu tabloya rağmen iyimser olmak için nedenler bulunduğunu düşünüyor. Ancak bunun için iki yönlü bir mücadele gerektiğini vurguluyor.
İlk adım, sağ popülizmi besleyen yapısal koşulları ortadan kaldırmak: “İşsizliği, güvencesizliği, sosyal eşitsizliği azaltmak, sağ popülizme zemin hazırlayan kriz dinamiklerini ortadan kaldırmak.”
İkinci adım ise çoğulculuğu savunan ve göçmenleri ya da azınlıkları günah keçisi hâline getiren söylemlere karşı alternatif anlatılar geliştirmek.
“Bu ikisi birlikte yürümelidir. Biri olmadan diğeri yetmez.”
Dr. Hacı Çevik
Avrupa’nın bugünkü siyasi tablosu ise her iki alanda da mücadelenin henüz yeterince güçlü bir karşılık bulamadığını gösteriyor. Tartışma artık yalnızca aşırı sağın yükselişiyle ilgili değil; demokratik siyasetin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğiyle ilgili.
“Karşımızda sağ popülizmin kurumsallaşmasından çok, demokrasinin normatif çerçevesinin daraldığı bir tablo var.”
Dr. Hacı Çevik